Çukurova Haber

Kafe, bar ve restoran sahipleri: 2020’den umudumuz kalmadı, normalleşme bizim için biriken borç ödemeleri demek

Kovid-19 sebebiyle kepenkleri kapalı kafe ve barların yanı sıra paket servis ve ‘gel-al’ hizmetiyle ayakta kalmaya çalışan restoranlar ne durumda? Sputnik’in mikrofon uzattığı işletmeciler, biriken borçları sebebiyle 2020’den umutları kalmadığına ve normalleşmenin başlamasının onlar için borç ödeme ve durgunluk dönemi olacağına işaret ediyor.Türkiye’nin yeni tip koronavirüs Kovid-19’la mücadele adına aldığı tedbirler sebebiyle 17 Mart’tan bu yana müzikli lokanta/kafe, gazino, birahane, taverna, kahvehane, kıraathane, kafeterya, kır bahçesi, nargile salonu ve çay bahçeleri kapalı bulunuyor. Yine aynı tarihten bu yana lokanta, restoran ve pastaneler de yalnızca ‘gel-al’ ve paket servis hizmeti verebiliyor. Bu sebeple hem eğlence yerleri hem de restoran ve kafeler, sabit giderlerine rağmen ya hiç kazanç elde edemez ya da cirolarının çok küçük bir yüzdesini yapabilir durumda. Ülke genelinde sokaklardaki insan sayısı kısıtlı ve dışarı çıkanların uğrayabileceği yerler market, kasap, eczane ve fırın gibi dükkanlarla sınırlı. Önlemlerin salgını dizginlemekteki rolü elbette çok önemli. Ancak kapalı işletmelerin sahipleri, çalışanları hatta işten çıkarılmaları sebebiyle eski çalışanları salgın krizinden en çok etkilenen kesimleri oluşturuyor. Sputnik İstanbul, Ankara, İzmir ve Edirne’deki sektör çalışanları, işletme sahipleri ve ilgili dernek yetkilileriyle, 1.5 ayı aşkın süredir kepenk kapatan esnafın durumunu konuştu. ‘Kadıköy’de kafem var, Mart ayından bu yana zararım 50 bin lirayı aştı’

06 Mayıs 2020 - 23:12 'de eklendi ve 62 kez görüntülendi.
Kafe, bar ve restoran sahipleri: 2020’den umudumuz kalmadı, normalleşme bizim için biriken borç ödemeleri demek

Türkiye’nin yeni tip koronavirüs Kovid-19’la mücadele adına aldığı tedbirler sebebiyle 17 Mart’tan bu yana müzikli lokanta/kafe, gazino, birahane, taverna, kahvehane, kıraathane, kafeterya, kır bahçesi, nargile salonu ve çay bahçeleri kapalı bulunuyor. Yine aynı tarihten bu yana lokanta, restoran ve pastaneler de yalnızca ‘gel-al’ ve paket servis hizmeti verebiliyor. Bu sebeple hem eğlence yerleri hem de restoran ve kafeler, sabit giderlerine rağmen ya hiç kazanç elde edemez ya da cirolarının çok küçük bir yüzdesini yapabilir durumda. Ülke genelinde sokaklardaki insan sayısı kısıtlı ve dışarı çıkanların uğrayabileceği yerler market, kasap, eczane ve fırın gibi dükkanlarla sınırlı. Önlemlerin salgını dizginlemekteki rolü elbette çok önemli. Ancak kapalı işletmelerin sahipleri, çalışanları hatta işten çıkarılmaları sebebiyle eski çalışanları salgın krizinden en çok etkilenen kesimleri oluşturuyor. Sputnik İstanbul, Ankara, İzmir ve Edirne’deki sektör çalışanları, işletme sahipleri ve ilgili dernek yetkilileriyle, 1.5 ayı aşkın süredir kepenk kapatan esnafın durumunu konuştu. ‘Kadıköy’de kafem var, Mart ayından bu yana zararım 50 bin lirayı aştı’ Sputnik’in mikrofon uzattığı isimlerden ilki İstanbul Anadolu Yakası’nda işletme sahibi Osman Koray Güdenoğlu oldu. Kadıköy Yeldeğirmeni’nde kafesi bulunan Güdenoğlu durumunu “Cirolarımız, açıklanmayan ama bizim satın aldığımız yerli ve ithal ürünler dolayısıyla çokça hissettiğimiz gizlenen enflasyondan dolayı, zaten salgın öncesi dönemde yüzde 25-30 arası düşmüştü. Bunun üstüne, aniden yayınlanan ve bizi hazırlıksız yakalayan genelge sebebiyle satın almış olduğumuz stoklu ürünler de durumun cabası oldu. Eğer Haziran ayı ortasına kadar mekanım kapalı kalırsa zararım 50 bin lirayı bulacak. Buna bir de yakında ödemesi başlayacak kredi, kira, borç ve vergi ödemeleri eklenince durum içinden çıkılması güç bir hal alıyor. Şu noktada, borçlanarak zor ayakta kalıyorum” diye anlattı.  ‘Normalleşme başladığında bile kazancımız yarı yarıya düşük seyredecek, üstelik biriken borçlar var’ Aşamalı normalleşme süreci başladıktan sonra biriken borçlara karşılık kazançlarının salgın öncesine göre yarı yarıya düşmesini öngören Güdenoğlu “Alınacak tedbirlerden, müşterilerin de bizim gibi ekonomik zorluklar yaşıyor olmasından ve insanların haklı sağlık endişelerinden dolayı müşteri sayısı ve kişi başı harcama düşük olacaktır. Kazanç beklentim normal zamanlara göre yüzde 40-50 oranında düşük. Elbette salgın hafife alınmamalı ve gerekli tedbirler alınmalı. Ancak bizim gibi düşük metrekaresi olan işletmelere, alınacak her türlü tedbir sert gelecektir” dedi. İşletmecilerin bekledikleri desteği alamadıklarını da aktaran Güdenoğlu “Maalesef bir destek göremiyoruz. Beklentimiz devletin ve belediyelerin Mart – Eylül arasında olan her türlü vergiden bizleri muaf tutması, yapıcı bir destek paketi ve kira yardımı. Neticede dükkan sahipleri bu süreçte kiralarını tam ya da yarım olarak almaya devam ettiler. Kirayı yarım alanlara da işletmeler açılınca kalanını vereceğimiz yönünde taahhütte bulunduk” ifadelerini kullandı.  ‘Dükkanımız açık ancak pişmiş ürün satışlarımızda düşüş yüzde 70’lerde’ Ankara’da paket servis ve ‘gel-al’ olarak hizmet veren bir tavukçu sahibi Nuri Kaya da salgın sürecinin tüketiciyi lüks tüketim ve kar marjı yüksek ürünler satın almaktan uzaklaştırdığına ve bunun da cirolarına yansıdığına işaret ediyor:  “Çiğ ürünlerimizin satışında çok fazla azalma yok. Ancak insanlar bu süreçte lüks tüketimden uzaklaşıyor ve anı kurtaran ürünlerden çok, çok dışarı çıkmayı gerektirmeyecek ve uzun süre saklayabilecekleri ürünlere yönelmiş durumda. Tüketicinin fiyat kaygısı da azami boyutta. Bizde pişmiş ürünlerin satışında yüzde 70’i bulan bir düşüş var. Çiğ ürünlerde ise, kar marjı düşük ürünlere yönelim var. Çoğu restoran kapandı, açık olanlar da normal zamanların yüzde 25’i kadar iş yapabiliyor. Bu yüzden lokantalara yaptığımız perakende satışlarımız da ciddi anlamda düştü.”  ‘Ödeme ertelemeleri çare değil, devlet sigorta primi ve vergilerde en azından yarı yarıya indirim yapmalı’ Tavukçularının 2 şubeli bir aile işletmesi olduğunu anlatan Kaya “İlk şubemize annemle babam bakıyor, ben de ikinci dükkanda tekim. Aslında iki eleman almak niyetindeydik ama şu an imkanı yok. Açılma sürecinde olan, tadilatı süren dükkanlar bizden daha kötü durumda. Risk sebebiyle dükkanların açılma planları askıya alındı. Tanıdığım ekmek arası tavuk, köfte satan ve salgın öncesi 6 kişinin çalıştığı bir mekanda şimdi 3 kişi çalışıyor. İşletmeciler olarak destek beklentimiz var. Ancak elektrik, doğalgaz özel şirketlerin elinde ve faturalar sadece erteleniyor. Halbuki erteleme bir çözüm değil. Aylarca kazanç elde edememiş insanlar, biriken faturalarla mücadele etmek zorunda kalacak. Öte yandan, işçiyi işten çıkarmak yasaklandı. Ancak sigorta ve vergiler noktasında da yapılan tek şey erteleme. Bunun yerine devlet bunları en azından yarı yarıya tahsil etme yoluna gidebilir. Beklentimiz bu” dedi.  ‘Karar vericiler, ücretsiz izindekilerin 1170 lirayla nasıl geçineceğini düşünmeli’  İstanbul Avrupa yakasında alkollü 3 farklı restoranın işletmecisi olan Melih Doğan da koronavirüs salgınının getirdiği olağanüstü süreç sebebiyle zorda olduklarını söylüyor. Doğan “Zor durumdayız. Mekanlar kapalı olduğu için paramızı alamıyoruz. Zaten devletin de bir yardımı söz konusu değil şu an için. Bizimkilerin hepsi SSK’lı olduğu için çoğu ücretsiz izne ayrıldı. Ama SSK’ları devam ediyor. Şu an toplam çalışan sayısı 50 kişi olduğu için kimseye maaş verilemiyor. İşveren bu süreçte elinden geleni yapıyor. Ancak devlete de iş düşüyor. Ücretsiz izin parası bin 170 lira olarak belirlenmiş. Karar vericilerin insanların bu rakamlarla nasıl geçineceğini düşünmesi lazım. Üstelik gerçek anlamda normalleşme, 2020 sonu hatta 2021’i bulabilir. Çoğu kişi kendisini pat diye sokağa atamaz” diye anlatıyor.  BEYDER Başkanı Kalaycı: Koronavirüsün en çok vurduğu yer Beyoğlu Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği (BEYDER) Başkanı Aydın Kalaycı ise İstanbul Beyoğlu’nun salgın krizinden en çok etkilenen bölge olduğuna işaret ediyor:  “Beyoğlu’nda ortalama kira 35 bin liraya tekabül ediyor, İstiklal Caddesi üzerindeki dükkanlarınkilerin kirası da 150-200 binlerde. Kimse kira ödeyemiyor, çalışanların SGK primleri devam ediyor. Devlet, bu paraları işletme sahiplerinden isteyecek. Ödeme ertelemeleri çözüm değil. En düşük 30 bin lira kirası olan bir mekanın bile 4 aylık 120 bin lira kirası birikecek. Üstüne ortalama 10 kişi çalışsa, bu kişilerin hepsinin asgari ücret aldığını düşünün. Bu borçlar birikmişken, mekan sahipleri et, alkol, yiyecek alacak parayı nasıl bulacak? Normalleşme başlasa bile esnaf nasıl normalleşecek? Devletin yaptığı borç ertelemek ama bu gerçek anlamda bir katkı değil. Çalışmayan işletmeler bile dondurucularını, buzdolaplarını açık tutmak durumunda. Hiç çalışmadan sabit en az 300-500 lira elektrik faturası çıkıyor.” ‘Kredi kartı borcu olan esnaf kredi alamıyor, çıkmazdaki bu insanlara ‘af’ şart’ Onlarca Beyoğlu esnafının dükkan kapattığını aktaran Kalaycı “Şimdiden Beyoğlu’nda 24-25 mekan kapatma kararı aldı. Bunların içerisinde 4-5 katlı çok uzun yıllardır varlığını sürdüren işletmeler de mevcut. Esnaf, nasıl dayanacağını şaşırdı. Barlar ve meyhaneler yarın açılsa ne değişecek, onu da bilmiyorum çünkü müşterilerin de para harcayacak hali kalmadı. Üstelik masa sayıları azalması da sektöre büyük darbe olacak. Bütün bunlar çalışanların en az üçte bir oranında düşmesi demek. Mekan sahibinin kasaya ailesini oturtacağı, kendisinin servise çıkacağı günler yakın sanırım. Belediyelere işgaliye ödenmiyor ama bu devede kulak. Esnaf tam çıkmazda, kredi kartı borcunu ödeyemiyor, borcu olduğu için de kredi alamıyor. Esnafa en azından kredi çıkması için ‘af’ şart” diye anlattı.  ‘Esnafın ekonomisi Türk ekonomisinden daha büyük darbe aldı’  Beyoğlu esnafının 2020’den herhangi bir beklentisi kalmadığını söyleyen Kalaycı “Türkiye’de koronavirüs sebebiyle en ağır yara alan bölge Beyoğlu’dur. Bence Beyoğlu için 2020 yılı bitti. Kaç esnaf kalır, o bile meçhul. Çoğu işletme sahibinin ekipleri, elemanları dağıldı. Birçoğu personelini çıkarmak zorunda kaldı. İşsiz kalanlar fabrikalara, başka sektörlere dağıldı. Tanıdığım tecrübeli bir garson, bir fabrikada maske dikiyor. Tablo karanlık, esnafın ekonomisi çökmüş durumda. Ben esnafın ekonomisinin, Türkiye’nin ekonomisinden daha büyük bir çöküş içinde olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra dükkanlar açıldıktan sonra kolluk kuvvetleri gelecek ‘sosyal mesafeye uymadın’ diyecek ve bir sürü sorun yaşayacağız. Zor günler bizi bekliyor” diye ekledi.   ‘Küçük şehirlerde zarar çok daha büyük; öğrenciler memleketlerine döndü para kazanmak çok zorlaştı’ Ancak yalnızca sıkı sokağa çıkma kısıtlamalarının uygulandığı büyükşehirlerde değil, Türkiye’nin pek çok şehrinde de restoran, kafe ve bar sahipleri ve çalışanları zor durumda. Edirne’de restoran sahibi olan Mehmet Akkaş “İstanbul nüfus yoğunluğu dolayısıyla yeme-içme sektöründe biraz daha rahat bir şehir. Katı bir şekilde sokağa çıkma yasakları var ama Edirne küçük bir şehir olduğu için burada yasak olmamasına rağmen vaziyet çok daha kötü. Memurların, çalışanların memleketlerine gitmesi, öğrencilerin memleketlerine dönmesi, yerleşik nüfusu az olan Edirne’nin esnafını kötü vurdu. Kepenk kapatan da, dükkanını açmayan da işçi çıkaran da çok. Bizse tüm dayanma gücümüzü ortaya koymuş durumdayız. Kardeşim gibi sevdiğim işçilerimi işten çıkarmamak için vardiyaları paylaştırdık, tüm çalışanlar haftanın yarısında çalışıyor. Hem müessenin hem de çalışanların en az zararla bu dönemi atlatması için tüm gayretimizi sergiliyoruz” diye anlattı. ‘Küçücük şehrimizde 80 işletme kapatma kararı aldı, binlerce kişi işsiz kaldı’  Kazançlarının dörtte bire indiğine işaret eden Akkaş “Kazancımızdaki kayıp çok büyük ancak devletten bir destek gelmedi. Herhangi bir kolaylık sağlayan da yok. Bazı esnaf kardeşlerimiz dükkan sahiplerinin anlayışsızlığı sebebiyle dükkanlarını boşalmak zorunda kalmış. Cuma günü Edirne’deki işletmecilerin çok büyük kısmının muhasebesini tutan ve bizim de işlerimizi yürüten muhasebeciyle görüştüm. Bu küçücük şehirde bile şu ana kadar yaklaşık 80 mekan kapatma karar almış, SGK kayıtlarına göre 2 bine yakın kişinin çıkışı yapılmış. Elbette bir aşamada çalışanların işten çıkarılması yasaklandı ama o zaman kadar hızlı davrananlar maalesef bunu yaptı” dedi.  ‘Yalnızca yaz sezonu para kazanabilen bir kasabadayız, bu yıl onu da kazanamayacağız’ Sputnik’e konuşan bir diğer mekan sahibi ise İzmir Foça’da alkol servisi yapan bir kafenin sahibi Ayhan Aytaç oldu. Aytaç “Eski Foça’da alkollü bir mekanımız var, dolayısıyla şu süreçte kapalı. Mülk bize ait değil, kiracıyız. Yaz-kış aynı kirayı ödesek de zaten sezonu son derece kısa olan Foça’da para kazandığınız dönem Haziran-Eylül dönemi. Yazın ne kazanabilirsek, onunla yıl boyunca geçiniyoruz. Bu yıl maalesef onu da kazanamayacağız gibi gözüküyor. Haziran’da normalleşme başlasa bile hemen bir turist akını beklemiyoruz. İnsanlarla empati kurmak lazım, ben de olsam böyle bir sürecin ardından ilk iş hemen tatile çıkmazdım” diyor.  ‘Devlet küçük esnafı destekliyor diyorlar reklamlarda ama kimin destek aldığını ben bilmiyorum’ Aytaç “Hiçbir çalışanımızı işten çıkarmadık, ihtiyaç sebebiyle fabrikada çalışmaya giden bir çalışanımız oldu yalnızca. Kalanlar, kısa hizmet ödeneğinden faydalandılar. Ancak maalesef bu para onlara yetmiyor. Bu yüzden emekli maaşımdan bir miktarı çalışanlarıma ayırdım, iki aydır ben de onlara destek veriyorum. Ancak hem evlerimiz, hem işyeri kira. Zaten eşimin rahatsızlığı nedeniyle özel bir süreçten geçiyorduk. Üstüne bu da gelince, krediye başvurduk. Ancak oradan da bir ses, geri dönüş yok. Hatta ailemizden birinin evini kredi için ipotek ettirmeyi bile teklif ettik ama hala bekliyoruz. Devlet bankaları küçük işletmelere destek veriyor deniliyor reklamlarda. Ama bu desteği alabilenler kimler, bilmiyorum. Bizim alamadığımız ortada. Umudu yitirmiş durumdayım. Yazı bir şekilde geçirsek bile kışa ne olacak meçhul” diye ekledi. Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik’in görüşlerini yansıtmayabilir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA
İLGİLİ HABERLER